2.18.2016

gözlerim bayağı bozuk, aslında bu benim için dert değildi, kaç yıldır bu şekilde yaşıyordum ve artık kanıksamıştım ancak geçen gün heyet raporu için problem çıkınca "bakışım" değişti.
beni rahatsız etmeye başladı. çok ilginç tamamen çevrenin etkisiyle benimsediğim rahatsızlığımdan rahatsız olmaya başladım. rapor kağıdında "engel olacak bir hastalık veya özür" kısmının altı çizilmişti, o kadar ağır geldi ki o ifade.
geçenlerde söğüt ağacını tekrar izliyordum, malum konusu görmekle imtihan olan adam, içime bir korku geldi ben de böyle imtihan olacağım diye, ve kalakaldı orada. sonra bu olaylar yaşanınca çok üzüldüm, eğer kör olursam iyi gülerim demiştim arkadaşa, sanırım gülmem şuan anlıyorum.
telefonla arkadaşla konuştum "görüşürüz" dedim, kapatınca güldüm, belki de göremem bir daha
kendimi üzmek için yapıyorum aslında daha çok ama görmemek zor imtihan hakikaten.
birazdan heyete gireceğim yine bakalım artık mevlam neyleyecek

2.13.2016

tam da beş yıllık planım yapıldı. halbuki 4-6 olma ihtimali de vardı ama beş oldu. bu gidişle ölürüm de ben.

ama ondan önce belki de ameliyat olma ihtimalim sebebiyle kör olacağımı düşünmeye başladım. şöyle ki geçenlerde söğüt ağacını tekrar izledim. gözü görenlerin gözlerinin şükrünü nasıl ifa ettiklerini düşünmeye başladım. sanırım etmiyorum diyerek hani biran galiba benim de elimden alınacak hissi gelir ya insana, dersin Allaaah, bu olacak sanırım korkusuyla beklersin ya da iyi bi şeyse ben bunu yaşayacağım inanıyorum buna. işte o his bastı içimi,  gözlerimi kaybedeceğim sanırım dedim.

اِنَّـمَٓا اَشْكُوا بَثّ۪ي وَحُزْن۪ٓي اِلَى الله

bu ayet hz. yakub'un yakarışı. kime ne anlatsın kim neyi anlıyor ki


2.02.2016

muhtemelen seneye öleceğim ama beş yıllık iş planı yaptım, yapacağım yanı sanırım. atanırsam. 
çünkü nehir akıyor, ben akıntıya karşı kürek çekemiyorum, kıyıya vurup da seyre dalamıyorum. saçma sapan yol alıyorum.

ah realist olup hedefler koyup onlara doğru ilerleyen biri olmayı o kadar çok isterdim ki, oğlağım ben ama disiplinli tarafım oblomovuma yenik düşüyor. 

1.25.2016

geçen tumblr'da son sınıfta gelecek endişesi yaşayan birinin postunu okudum ne kadar güzel bilinçli bir endişe yaşaması dedim. o süreci yaşadığımdan ve hala sonlandıramadığımdan kendime acıdım.
şimdiki nesil çok daha bilinçli, biz de yaşadık da bunlar gibi tüme varamadık. kendimiz hakkında bu kadar cesur olamadık.
allah karar verme kolaylığı sağlasın. ben artık tercih yapmak istemiyorum çünkü.

"çetin, bu yeni nesil bizden daha iyi besleniyor, vitamini bol gıdalar alıyor, kundağa sarılmıyor, başları arkadan basık olmasın diye yan yatırılıyor, her gün banyo yapıyor değil mi? olanakları daha iyi, çağımız iletişim çağı, dünya ellerinin altında, değil mi? çetin sen de bir şey söylesene, çetin bizi eziyor bu çocuk, mükemmelliğinden birkaç damla da bizim tasımıza koysun diye  ağzımız açık bekliyoruz çetin, çetin bari kuyruk sallama."

1.05.2016

bugün hoca devrik ve bir türlü kurulamayan cümlelerim üzerine "karda yürüyormuş gibi hissettim kendimi" dedi. haklı, ona lafım yok.

ama "karda yürüyormuş" gibi

(ki biz burada jest ve mimikleriyle kastını [kasıt bilinince sözün delaletini anlıyoruz di mi mutezili bey amcalar] daha açık anlıyoruz, siz sevgili okurlara bu noktayı açıklama ihtiyacı hissetsem de betimleme ihtiyacını duymuyorum [duymak olmadı sanki ama uğraşmayacağım] )


ifadesini başka bi şekilde kullanmak istedim. mesela temkinli bi şekilde bi gün evden çıkmışken ve her şey yolunda giderken birden x oluyor ve sen bunu atlatayım mantığıyla yolunu iki santim değiştirince meğer buz tutmuş kaldırım taşına denk gelmiş oluyorsun. y'ye çarpmayayım derken karın erimiş sularını üzerine sıçratan arabaya rastlıyorsun. dik yokuş çıkarken de bata çıka yürürken yoruluyorsun, yazmıyorsun.

12.18.2015

halka açık

geçen derste cennette bahsetti hoca, bir an o kadar uzak bi diyar gibi geldi ki, daha doğrusu çok uzun zamandır hakkında konuşulmadık bir şey olur ya sonra anılınca aa di mi öyle bir şey vardı dersin öyle oldum.
sonra sonuç merkezli yaşamadığım aklıma geldi, tüm düşüncesizliklerim bundan.
bir çok şey yapıyorum ama hiçbirini neden yaptığıma dair ciddi bi niyetim yok. bu beni artık yormaya ve rahatsız etmeye başladı. daha doğrusu düşünmeyi ertelediğim birçok şeyin artık "aklımın odaları"na sığmadığını fark ettim. şimdi problem şu yüzleşecek miyim yoksa kaçak kat mı açacağım.
niyet belirlemek ne kadar da zor bi'şey. Allah rızası denen şey devamlı tazelenmeyi gerektiriyor sanırım. yoksa rahatsızlık duymamam lazımdı.
dua istesem, en azından kendime dua etsem ya da.

12.11.2015

bunu aslında imgeyle anlatmak isterdim ama şuan onu yapacak kafa bulunmuyor bende.
kalabalıklar içindeyiz çoğunluk siyah manto giyinmiş biri bordo,
kalabalıklar içindeler herkes siyah palto giyinmiş biri sarı.
...
keşke dışarıdan kendilerini/birbirlerini görebilselerdi.

10.25.2015

bugün çok acayip bir şey oldu, yol boyu düşündüğüm ve hala bazı şeylerimizi sindiremediğimden aklıma getirmemeye çalıştığım kişiyle mekana girerken karşılaştım. o mekanda daha önce hoş tesadüfler oluyordu da bu neden oldu hiç anlamadım. düşünüyorum düşünüyorum Allah'ın neden böyle bir şey yaptığını anlayamıyorum, imtihan falan değildi ama neydi bu?

10.10.2015

keşke demeden duramayangiller


  • en mutlu anlarında dahi keşke diyecek bir şey bulurlar
  • nice keşkeler devirdikleri gibi önlerinde de keşke dağları vardır.
  • mutluluğa eremezler