riya anlatmayı sevmem. ama daha sevmediğim bişey varsa o da rüya dinlemek. türlü türlü olayları ayrıntılarına girerek dinlemekten hiç mi hiç zevk almıyorum. hatta şöyle ki "dün gece rüyamda..." diye başlayan cümleler canımı sıkmaya yetiyor. İşte benim gibi rüya dinlemeyi sevmeyen varsa okumasın bundan sonrasını zira çok kısa da olsa rüyamı anlatacağım.
Şimdi şöyleki Cem Adrian severiz, dinleriz. Genelde hayal kahvesi videoları nette bulunduğundan biz de açar o siyah beyaz görüntüleri izleriz. Ellerine her seferinde hayran oluruz falan. Sanırım dün sarı gelini söylediği videoyu yakından incelidiğimden rüyamda Cem adrian'ı gördüm ama siyah beyazdı rüyam. Şaka gibi hakikaten. tam imza için defter çıkarmaya çalışırken saat iki oluyor ve o artık haytranlarının yanından kalkıyor. Bu hayran kısmı önemli zira etrafında çok az kimse var. Bu arada alışveriş merkezindeyiz söylemiş miydim? (en uyuz kaptığım şeylerdendir rüya anlatırken önceden söylenmesi gereken şey "hee burara" diye hikayenin ortasında sudur etmesi). Ben yanına gidiyorum, bana "bitti" diyor. ben tam bozulacakken elini cebine atıyor ve şurdaki bordo şekere benzer bir şekeri bana veriyor. (camide çocuklara şeker dağıtan yaşlı amcalar gibi, kabul ediyorum) "babaannem vermişti" diyor. ben tabi ondan sonrasını tam hatırlamıyorum. şok etkisi mi yoksa rüya mı bitti hatırlamıyorum.
Bikaç ayrıntıyı atladım (bahsetmek istemiyorum) ama yaklaşık böyle bişeydi. Hee bir de rüyam siyah beyaz olabilir ama şekerin bordosu renkliydi. bu da Schinler'in Lİstesi'ndeki küçük kızın paltosu gibi. bunlar mı la libido?
buarada rüya görmemeyi hala istiyorum. Cem adrian'ı görmemek pahasına da olsa evet istiyorum. Artık "rüyamdaki işaretlerle güne üzgün başla"maktan yoruldum.
12.02.2011
12.01.2011
havadan sudan, ordan burdan, ondan bundan
tumblr'da takıla takıla burayı unuttum. güya oraya sadece müzik, alıntı vb. şeyler için üye olmuştum ama her daim açık kaldığından mıdır nedir oraya canımın sıkıldığını falan falanı yazıyorum. tabii hassas bi kişilik olduğumdan kendimi bu bloga karşı sorumlu hissediyorum. Şimdi de gevelemeye kendimi zorluyorum.
Başlayacak olursak: tumblr'da o kadar takılmamın sebeplerinden biri, altlarda bulunduğundan pek görünmeyen sebep oluyor kendisi, sanıyorum ki takdir toplama isteği. Takip edenip 40 küsur, hee hepsi oluyor mu yazdığımı, hepsi beğeniyor mu hayır. çoğu postum 2 beğeniyorsa ama sanırım o iki beğeni de olsa hoşuma gidiyorl. bu kıçıkırık acizliğimin içine etmek istiyorum. tabii tespitim doğruysa. zira kendime itiraf etmediğim çok şey var. değil dilime, kalbime, aklıma bile sızmasını istemediğim gerçeklerim var. Bu blogu tabi ki tumblr'a tercih ederim. okunmamak üzere yazdığım yazılar daha benden çünkü, ama şekilde tumblr'da aktifim. Yalnızlığı severim ama kimsesizliğe gelememgillerdenim. bu sebeple herhalde biraz orada takılmam. Neyse bu eğer internetin sanal kişiliklerini kimse yerine koyup onlara bağlanan biriysem ergenlikten çıkmamış kişilik bozukluğuna sahip olabilirim.
Bu arada yazarken farkettim, Dün Kasım'ı uğurladık ve ben blogcuğumun ilk seneyi devriyesini kaçırdım. Üzülmeye gerek yok. tıpkı nice atif yıllara gibi uyduruk dileklerde bulunmaya gerek olmadığı gibi.
Şimdii bahsetmeden geçmeyeyim dediğim mevzu var ki o da telefonumun ekran kartının bozulması. 2 yıl evvelki bozulmasının ardından tamirden içindeki tüm bilgiler silinmiş olarak gelmişti. bu sefer de öyle olursa çok dokunur zira sevdiğim şarkıların listeleri, izleyeceğim filmler, alacağım kitaplar ve en önemlisi okuduğum kitaplardaki beğendiğim alıntıların hepsi gider ve tabi numaralar ve silmeye kıyamadığım mesajlar da dahil. Babam bugün getirecek telimi, silinmemişler dedi ama ben görmeden inanamayacağım.
Bi kaç gündür nil'in şu şarkısını dinle dinle dururken dün gece rüyamda o kadar ilginç şeyler gördüm ki, bu mu lan libido? diyorum. Hayvan görmek istemiyorum şuan. garip garip olaylar, itksinç hayvanlar. Freud lütfen "bazen hayvan sadece hayvan" demiş olsun ve ben o yazıyı okuyayım. "Sabahlarım bazen günlerce rüyalarıma gelme" diye şarkılar söyleyenlere soruyorum; sabahlamak çözüm oluyor mu? oluyorsa denerim ciddi anlamda. Gerçi ben hiç bi şekilde rüya görmek istemiyorum. Bi rüya emici olmalı şu kalabalık dünyada.
Bugünlük yetsin ileride emrah serbes, erken kaybedenler, tüyap vs konuları yazacağım. diyeyim de ne yazacağımı unutunca şifa gibi gelsin
Başlayacak olursak: tumblr'da o kadar takılmamın sebeplerinden biri, altlarda bulunduğundan pek görünmeyen sebep oluyor kendisi, sanıyorum ki takdir toplama isteği. Takip edenip 40 küsur, hee hepsi oluyor mu yazdığımı, hepsi beğeniyor mu hayır. çoğu postum 2 beğeniyorsa ama sanırım o iki beğeni de olsa hoşuma gidiyorl. bu kıçıkırık acizliğimin içine etmek istiyorum. tabii tespitim doğruysa. zira kendime itiraf etmediğim çok şey var. değil dilime, kalbime, aklıma bile sızmasını istemediğim gerçeklerim var. Bu blogu tabi ki tumblr'a tercih ederim. okunmamak üzere yazdığım yazılar daha benden çünkü, ama şekilde tumblr'da aktifim. Yalnızlığı severim ama kimsesizliğe gelememgillerdenim. bu sebeple herhalde biraz orada takılmam. Neyse bu eğer internetin sanal kişiliklerini kimse yerine koyup onlara bağlanan biriysem ergenlikten çıkmamış kişilik bozukluğuna sahip olabilirim.
Bu arada yazarken farkettim, Dün Kasım'ı uğurladık ve ben blogcuğumun ilk seneyi devriyesini kaçırdım. Üzülmeye gerek yok. tıpkı nice atif yıllara gibi uyduruk dileklerde bulunmaya gerek olmadığı gibi.
Şimdii bahsetmeden geçmeyeyim dediğim mevzu var ki o da telefonumun ekran kartının bozulması. 2 yıl evvelki bozulmasının ardından tamirden içindeki tüm bilgiler silinmiş olarak gelmişti. bu sefer de öyle olursa çok dokunur zira sevdiğim şarkıların listeleri, izleyeceğim filmler, alacağım kitaplar ve en önemlisi okuduğum kitaplardaki beğendiğim alıntıların hepsi gider ve tabi numaralar ve silmeye kıyamadığım mesajlar da dahil. Babam bugün getirecek telimi, silinmemişler dedi ama ben görmeden inanamayacağım.
Bi kaç gündür nil'in şu şarkısını dinle dinle dururken dün gece rüyamda o kadar ilginç şeyler gördüm ki, bu mu lan libido? diyorum. Hayvan görmek istemiyorum şuan. garip garip olaylar, itksinç hayvanlar. Freud lütfen "bazen hayvan sadece hayvan" demiş olsun ve ben o yazıyı okuyayım. "Sabahlarım bazen günlerce rüyalarıma gelme" diye şarkılar söyleyenlere soruyorum; sabahlamak çözüm oluyor mu? oluyorsa denerim ciddi anlamda. Gerçi ben hiç bi şekilde rüya görmek istemiyorum. Bi rüya emici olmalı şu kalabalık dünyada.
Bugünlük yetsin ileride emrah serbes, erken kaybedenler, tüyap vs konuları yazacağım. diyeyim de ne yazacağımı unutunca şifa gibi gelsin
11.11.2011
gecikmiş yazılar,geçmiş bayram...
Bu resmi paylaşmasam ayıp olurdu çok beğendim çünkü.
Aslında Baklavamızın Fotoğraflarını çekmiştim de
göz hakkı kalmasın diye yayınlamıyorum.
Cemi cümlemizin geçmiş bayramı mübarek olsun.
***
Şimdiiii aslında o kadar çok şey yazmak için sebepler doğru ki;
art arda gelen şehit haberleri, Van depremi, N.Ç. davası ve şimdi yeniden Van depremi.
"Herşeyin sonunda düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliğini hatırlayacağız"
sözünden ötürü bu suskunluk canımı çok sıkmaya başladı. Yani aslında o kadar denilecek laf var ki
ama hiçbirine elimin gitmemesi benim ayıbım kabul ediyorum.
[tükürün suratıma ateşim düşsün]
Van'daki kardeşlerimize gerekli yardımı yapabildikten sonra elimden tek gelen dua etmek.
***
Geçende Mango'da satıcı kızı bi an amy'e benzettim
içimde çook kısa bir an öyle bir sevinç hissettim ki
amy'nin ölmediğini sandım sanırım bi an.
Öyle amy fanı da değilim,
ama öldükten sonra badem gözlerini keşfettim
acıyorum demekle yetineyim.
Ama o kısa sevinç anı bile yetti.
***
hande yener'in sanırım yeni albümü çıktı ki radyolarda şarkıları dönüyor.
havaalanı, teşekkürler, üç kişi beş kişili bi şarkıları sebebiyle albümü
değerlendirme hakkını kendimde görüyorum.
Hande'ye neler oluyor yaa?
sinan akçil misin nesin bırak kadının yakasını,
hadiseyi süründürdüğün
üstüne bir de -13 yaş kitle sebebiyle her yerde bangır bangır uyduruk şarkılarını dinlettirdiğin
yetti be.
Ya bu kadın romeo, hipnoz şarkılarını seslendirmiş kadın
nasıl bu kadar düştü bi anlayabilsem.
"patlasın o pasta bebek suratına" şu herifinde piyasadan kaybolsun.
ha ha'dan öteye gidemez yoksa hande.
***
hatırlatmak isterim sıla'nın "sağ elimi solumla avuttum" sözünden evvel bizim
nazan'ımız "bir yanım ötekini oyaladı" demişti.
***
Yazı çok karışık oldu farkındayım, ciddi olaylar magazinlerle karışıp
tam bir akşam haberlerine döndüm biliyorum ama 26 adamı bir araya getiren
o sebebi anlayamadığım için Rabbime şükrü borç bildiğimi de eklemeden geçemiyorum.
Bunlar nasıl müslüman diye geçiniyorlar.
Peygamber "benim ümmetim hata üzerine ittifak etmez" diyor.
bu yirmi altı herif nasıl oluyor da böyle bir pislikte ittifaktalar.
Hadi müslümanlığı geçelim (!)
hangi insanlığa sığıyor bu ya.
Daha 13 Yaşında bi çocuk için böyle bir şeyi
26 kişi birden düşünüp, uygulamaya kalkışıyorlar.
insanlık nereye gidiyor anlaşılmıyor.
***
artık "görmesin gözüm haram olanı"
10.23.2011
aşkın önsözü ayrılık
gece gece bal gibi gidecek şarkı. Buyrun
konuşmadan anlatsam ya da,
yüzüne bakmadan ki yapamam,
gözlerin dolar şimdi ya da,
önce benimkisi ne farkeder ki,
kelimeler şuan kocaman birer yalan,
konuşursam seni yakar,
susarsam kendime katlanamam
hiç durmadan yürürdüm yolumuz olsa
bu sana son susuşum son sözüm olsa
sonsuza gitmiyor aşk keşke gitseydi
alsa ikimizi uçup gitseydik
ne seninle ne sensiz
anlatmak kolay değil ve anlamak zor
hiç birinde olmadı belki şimdi zamanı
bunu hayra yor
kardan adam güneşe aşık olmuş,
bir sabah doğmuş güneş kara kışa,
kardan adam mutlu yok olmuş
hiç durmadan yürürdüm yolumuz olsa,
bu sana son susuşum son sözüm olsa,
sonsuza gitmiyor aşk keşke gitseydi,
bir hayat biriktirdim sana yetseydi…
konuşmadan anlatsam ya da,
yüzüne bakmadan ki yapamam,
gözlerin dolar şimdi ya da,
önce benimkisi ne farkeder ki,
kelimeler şuan kocaman birer yalan,
konuşursam seni yakar,
susarsam kendime katlanamam
hiç durmadan yürürdüm yolumuz olsa
bu sana son susuşum son sözüm olsa
sonsuza gitmiyor aşk keşke gitseydi
alsa ikimizi uçup gitseydik
ne seninle ne sensiz
anlatmak kolay değil ve anlamak zor
hiç birinde olmadı belki şimdi zamanı
bunu hayra yor
kardan adam güneşe aşık olmuş,
bir sabah doğmuş güneş kara kışa,
kardan adam mutlu yok olmuş
hiç durmadan yürürdüm yolumuz olsa,
bu sana son susuşum son sözüm olsa,
sonsuza gitmiyor aşk keşke gitseydi,
bir hayat biriktirdim sana yetseydi…
10.22.2011
"agu gu gu gu gu gu"
geçen gün bi arkadaşımın doğum günüydü. ciddi ciddi 25 yaşında oldu. henüz o da dahil kimse alışamasa da. Düşününce çeyerek asır ediyor. 25 yılda neler neler değişebiliyor ama ben de artık o yaşa merdiven dayamış biri olarak elde var sıfırı oynadığımdan bu hayat batıyor bana. Gelecek bir şey vaat etmiyor, etmediği gibi gözümü de korkutuyor. Of ki ne of. Pc başına otururken yazacaklarımın önünde klavye her seferinde engel oluyor. bu bile dert. insan kendine verdiği sözleri tutmalı kısacası yoksa kendine olan saygısını yitiriyor.
"Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında
Öyle yoruldum ki yoruldum dünyayı tanımaktan
Saçlarım çok yoruldu gençlik uykularımda
Acılar çekebilecek yaşa geldigim zaman
Acıyla ugraşacak yerlerimi yokettim.
Ve şimdi birçok sayfasını atlayarak bitirdiğim kitabın
Başından başlayabilirim." İsmet Özel
Tabi ben her yaşgününde bunalım bekçisi oluyorum. eve gelip derdime derman olsun diye şiirlere sarıldım ve işte dedim özetimi veren şiir karşıma çıktı. Sabahattin Ali'den geliyor
"daha yirmi yaşımda
beliriyor karşımda,
siyahlaşan ufuklar"
Arkadaşa da pek bi neşeli olduğundan bu şarkıyı armağan ediyorum. "hayat beni güzel ağırlamadı" ama sen bana benzeme diyorum. Biraz daha zorlasam arabeske dalacağım sanırım, en iyisi gitmek.
10.20.2011
...
çok üşeniyorum be kamil.
Her şeyi içimden yapıyorum daha da adım atmıyorum.
Bi süredir filmleri de yorumlayamıyordum
Himym'in bu bölümü iyi mi kötü mü geldi anlamadım.
Müstekbal Ted'imin beğendiği filmleri eleştirme korkusuyla tamamen
yprumlardan elimi eteğimi çekebilirim.
Seviyorum bu diziyi ya.
Formdan düşmüşler müşmüşler umrum olmaz.
10.16.2011
maksimum rock
radyo D'de güven erkin erkal'ın hazırlayıp sunduğu nadide radyo programı. Cumartesi gecelerimin uğraşı."sert kalın taviz vermeyin" lafını işitmezsem haftamın tavizlerle gececeğine inanmamı sağlayan şey. tam ben bunları yazarken benim mesajımı programda okuyarak ve istek şarkımı çalarak kalbimi bir kez daha çalan program yapımcısı. Adımı duyduğuma bu kadar sevindiğim nadirdir.
"gene geleceğim" de giderken istediğim şarkıyı buradan da paylaşayım istedim
buyrun
bu arada program cumartesi geceleri 23.00-01.00 arası
"gene geleceğim" de giderken istediğim şarkıyı buradan da paylaşayım istedim
buyrun
bu arada program cumartesi geceleri 23.00-01.00 arası
10.14.2011
dilerim
dilerim güçlüdür
zaman
bu acıdan.
F.D.
zaman
bu acıdan.
F.D.
10.13.2011
...
daha önce paylaşmıştım ama yine söyleyeceğim
"sakladıklarımın utancı bir gün öldürecek beni" Ah tarık tufan sevmiyorum seni ama işte dertler insanları ortak noktada buluşturuyor bazen. Ah şu dilimin ucuna kadar gelip yuttuklarım, ah onlardan kaynaklanan vicdan azabım, ah onların ağırlıkları!
10.12.2011
baş sağlığı
Kadınım Nazan Öncel'in annesi vefat etmiş. Kendisi hiç bilmeyecek olsa da başı sağolsun diyorum. Ayrıca "başkalarına ağlama, gel benim omzumda ağla" demek istiyorum da diyemiyorum, küstahlığın lüzumu yok.
10.10.2011
artık gel- sakin
sabah kalktım kahvaltı yok
vapur kaçmış telaşım yok
simit attım martılar tok
çünkü sen yoksun
okullarda ders başlamış
trafikte uçak kaçmış
görüşmeler gecikmeli
çünkü sen yoksun
akşam oldu boş bir oda
ben aynı yerdeyim hala
durdu diyorlar zamana
çünkü sen yoksun
gün dün oldu gel yarına...
bu şarkının tek kusuru(!) bu kadar kısa olması. doyulmuyor ki...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








