9.04.2011

Modern zaman "açıl susam açıl"ı : Şapka


Açılmasını istediğim kapılar önünde şapka çıkarmamakmış
başarısızlığımın sebebi!

9.03.2011

boşluktan ne yapacağımı şaşırdım, zaten şimdi anlayacaksınız yazdıklarımdan. mevzu bahis edeceğim şarkı şudur. evde oturmuş şarkıyı dinlerken bu şarkıda beni dumur eden olayı paylaşma derdine düştüm. Hanımkızımız artık bezmiş, "tüm güzellikleri al tamam kötü benim" diyor,belli ki zorlanarak da olsa "yakarım bu evi,yıkarım hikayemizi" diyor ama sonra ne oluyorsa oluyor umut tüm korkunçluğuyla ayan oluyor da kızımızı caydırıyor "belki" döner ihtimaline karşı tüm  kararlarından dönüyor ve "iki eliyle sımsıkı tutmaya" karar veriyor. yani ablacım tebrik ediyorum yakıp,yıkma fikrini de o belkilere takılırsan yanarsın. umut, asıl muhatabım sensin, girme insanların zihnine! büyük kararları, küçücük parıltınla yıkıp yıkma lütfen. insanın bu acizliğinden de nefret ediyorum. Rabbim bu duruma düşürmesin.
"umut kötü bişeydir, umut bir insanı çıldırtabilir" Esaretin Bedeli
"umut kötülüklerin en kötüsüdür çünkü işkenceyi uzatır" nietzsche
"neden herkes bana bakıyor?
neden tüm dünya bana bakıyor?"
Benim Güzel Oğlum Ne Yaptın Sen?

8.31.2011

Fatih-Harbiye


Peyami Safa'nın okuduğum ikinci kitabı ve kişilerin ruh hallerini bazen çok güzel anlattığına bir kez daha şahit oldum. Bu kitapta Neriman'a fazla özenmese de Şinasi'nin özellikle hiçbir şeyi düzeltemeye kalkışmaması, suskunluğu asaleti sanmasını, tıpkı ruhu gibi darmadağın olan odasıyla kıyaslaması çok hoşuma gitti.
Kitabın ana konusu toplumun batılılaşması üzerine bi ferdi sayılan Neriman'ın doğuyu ve batıyı temsil eden iki adam arasında tıpkı Fatih-Harbiye tramvayıyla iki semt arasında mekik dokuduğu gibi gidip gelmesi. Bir yandan Macit'in o cancanlı hayatına özenmesi diğer yandan Şinasi'ye olan bağlılığı. Hangi tarafı seçeceğine dair Neriman'ı kendine getiren hikaye ise bence komedi olmuş. Tabi sadece ona bağlı değil karar ama yine de kitaba basitlik katmış.
Kitabın açımdan en büyük eksisi kadınların eksik akıl olarak resmedilmesi. Medeniyeti yalnızca şekil ve renkten ibaret gördüklerini iddia ediyor ve Neriman da kendini savunacak tek bi kelam etmiyor. Tamam, o sıra psikolojisi müdafaya müsait olmayabilir ama bu durum kitap boyu sürüyor.
ve verdiği fikir "her kültür milli kalmalıdır ve milli kalmaya mahkumdur; tekniğe gelince bu beynelmileldir."

8.29.2011

leyla ile mecnun


Leyla ile Mecnun'u artık tanımayan yoktur. Koca yıl sadece bikaç bölüme rastlamıştım da bayılmıştım ama dizilerle aram olmadığından takibe kalkışmadım. Yazın Behzat Ç'ye başlamak gibi bi niyetim vardı ama neye niyet neye kısmet, uzun geçen sahuru bekleyiş gecelerimi leyla ile mecnunla değerlendirdim(!).


Diziyi farklı film ve dizilere gönderme yapması ya da laf sokması, arada sosyal mesaj vermesi her şeyiyle seviyorum. Favori karakterlerimi anmazsam ayıp olur. Mecnun'u zaten sevilmeyecek gibi değil. Ardından şu Bakkal Erdal Abi. Bi insan bu kadar mı pislik, sevimli, duygusuz, çıkarcı... olur. Cengiz Bozkurt muhteeşem bi yunculukla karakteri süslüyor.

Ardından tabi ki performans sanatçısı Yavuz. Bu karakter de çok sevimli. Çok insancıl. Bıyıklı, bıyıksız her türlü güzel. Yalnız son bölümlerde yok çook üzülüyorum. Umarım en yakın zamanda gelir.

8.27.2011

bizans sohbetleri

Benim gibi hiç bilmediği kitapları satın almaya yaklaşmayan tipler için tüm üşengeçliğimi bi tarafa bırakıp yazmaya koyuldum. Bu kitabı nette bahseden birileri olmadığından iş başa düştü diyorum. Aslında kitap hakkında çok düşünmedim. Ama madem bloga giriş yaptım yazayım artık da aradan çıksın mantığındayım. Dolayısıyla bi tanıtım yazısı değil, öneri olacak.
Kitap yahudi ailedeki bir kız çocuğunun hikayesi olarak başlıyor ve her çevirdiğiniz sayfada konu olarak ayrı bi ciddilik kazanıyor. Başlardaki o ince esprili dil sonlarda olmasa da bunu yadırgamıyorsunuz.Fransa-Türkiye arasında gidip gelmeler ve tabi o çevrenin en büyük kabızlığı modernleşme. Fransızlaşan türkler, kültürden kopukluk. Bu kısımlarını da çok beğendim kitabın. Misal;

"Okudukları dili her şeyin üstünde tuttular, doğdukları yerleri her şeyin altında gördüler."

"Görmesin gözüm haram olanı.
Herkesin şortlarla, kararmış tenlerle, sırtları açık, uzun çıplak bacaklar, üniformalar ve tüfeklerle dolaştığı o plaj kıyılarında,neşeleri kurutulmuş Filistinli işçilerin kendilerine yasak evleri inşa edişini. Biraz büyüyen çocukların, şereflerini temizlemeye kalkınca ceylan olarak avlanışını. Aşağılanmış akrabalarımın ellerine gül suları dökerim ve cinleri uzaklaştırmak için tuz döverim"

7.21.2011

eğer kalbim
bugün
 uslu uslu "durursa"
benden
ona gelsin!

6.08.2011

internet reklamları

başlığın genelliğine bakmayın, ben sadece son zamanlarda iyice saçmalamakta olan şu sivilce reklamına deyineceğim. Güzelim kızımız Berrin'in yüzündeki sivilceleri bile reklam malzemesi yapan bu zihniyeti anlamak zor. Kız o kadar malzeme olduki sonunda o sivilcelerin icabına bakmak zorunda kaldı. Mahalle baskısıyla bunu da halletmiş olduk. İşin garibi sivilceleri hangi formülle giderildiği bilinmediğinden herkes kendine pay çıkarıyor diye düşünüyorum. Bunun önüne geçilmesi için de dizide bir açıklama olmasını bekliyorum. Ne bileyim Berrin'in o kız arkadaşı "aa yüzündeki sivilceler gitmiş! nasıl kurtuldun benimkileri ben kapata kapata bihal oldum söyle de ben de uygulayayım" diye bişey desin de kızımız kötü reklamlara (kötü reklam var mıdır? o ayrı bi konu) malzeme olmaktan kurtulsun.
ben de eleştirdiğim şeyi blogcuğuma koymaktan gurur duyuyorum!