2.06.2014



bi şey desem nankörlük olacak diyemiyorum, ama bunu da paylaşmazsam hakikaten kötü olacağım.  ağlama duvarı bulmam lazım, "yalnızca Rabbime şikayet ederim" diyenlerden tam olamıyorum, aslında O'ndan başkasına bi şeyimi söylediğim yok ille bi konuşmaya mı ihtiyaç duyuyorum da açlık hissediyorum onu kavrayamıyorum. başım dönüyor düşündükçe.
milletten dua dileniyorum kendim elimi açamıyorum, içimden yaşamaya devam ediyorum.

1.29.2014


burayı "babasız kızlar korosu" bloguna çevirmek istemiyorum aslında ama bugün babası vefat eden bi arkadaşıma taziyeye gittim burayı görmeyeceğini umduğumdan yazacağım. [artık ille de yazmak mı gerekiyor, yazmak gerekse de ille de başkalarının göreceği yere mi yazmak gerekiyor, günah çıkarma mı bu faslını atlıyorum]
arkadaşın karşısında üç kere babamlar dedim, büyük ayıp; bir damla gözyaşı aktı gözümden, acımı küçümseyiniz, çok utandım. benim ne haddime. muhabbeti devamlı o açtı, susup kaldım defalarca karşısında.
zaten biraz daha otursaydım, ezilip büzülmekten "özür dilerim babam hayatta" diyecektim.
ateşim çıkıyor, boğazım ağrıyor, kulaklarım basınç yapıyor.

12.14.2013

büyüyüp de 26'ma geldiğimde babam bana intiharlar alacak

12.06.2013


Bugün rüyamda eski sitemizi gördüm ve hüngür hüngür ağlıyordum, ben böyle hüngür hüngür ağlarken eski komşularımıza ve annemlere rastladım, onlar da sanki hala taşınmış olmamıza, eksi anılarımın canlanmasına ağlıyorum sandılar, ben de ses çıkarmadım. Halbuki işin aslı şöyleydi; rüyamda hüngür hüngür ağlıyordum ama kimsenin görmesini istemiyordum çünkü bi açıklama isteyeceklerdi benden, bi bahanem olmalıydı onlara sunacak rüyaya işte bu da, birden eski sitemizde oluverdim ve insanlar beni orada görünce ağlamamın sebebini hemen anladılar, daha doğrusu anladıklarını sandılar. Görmek, yargılamak için yetmiyor aslında, ama şükür ki insanlar bunu çoğunlukla fark etmiyor.

10.29.2013


ben mesela babam ağlasa 
ağlarım
ama babam kendisini sevmediğimi düşünüyor
gülüyorum

5.22.2013

bugünkü ağlama konumuz "lekad hemmet bihî ve hemme bihâ" ayeti.
Hz. Yusuf sadece hemmederek/niyet ederek/ meylederek evrensel bir Kitap olan Kur'an'da anılıyor. kendisi eminim tövbe etmiştir ve Allah da affetmiştir, ki tövbe gerektiriyorsa hem'ler vay bizim halimize, de kıyamete kadar okunacak bi Kitapta bunun geçmesi nasıl acı geliyor bana. Peygamber olmanın dayanılmaz ağırlığı sanırım, gizli saklı yok.
Şimdi Allah Ğafur'um diyorsa elbet affeder de kitapta yer almasına hala takmış durumdayım. buradan kitab-ı mukaddes'ten bi ayet olduğunu hatırladığım "ısırmış bir köpek ısırmış bir köpektir."e geçmek istiyorum, "lanet olası amerikan sineması" beynimizi o kadar yıkamış ki Allah def'atle Ğafur'um diyor da biz O'nun kelamına "tamam" deyip sinema tanrısının bize sunduğu yapay dinin bize sunduğu baş ağrılarına talip oluyoruz, (siz de aynı durumdasınız di mi, çoğul konuşuyorum ama? olun lütfen tek kalmayayım) ben hala niçin hemmetiğim onca şeyin sancısını çekiyorum, tövbeler niye bir itmi'nan sağlamıyor, ille de bi yerlere birilerine günah mı çıkarmak gerekmediğini, duamızın bize yetmesi gerektiğini niye hala anlıyamıyoruz? anlıyorsak da neden pratikteki bu aksaklıklar.
Rabbim hala kendimle barış sağlayamadım ve ben kendimle barışamazsam adım atamıyorum, Estağfirullah bu tabi ki tehdit değil, münacaatım bu Rabbim.
ölüyorum anlasanıza gençler, dua yeterli.

5.07.2013

"asla kendinle savaşa girme, kaybeden daima sen olursun" tarzında bi replikle biter savaş tanrısı filmi, çozuk denebilecek bi yaşta duymuştum ama buna rağmen çok etkilenmiştim, daha o zamanlar (iç) savaş-barış hakkında ne biliyorsam. bizde (müslümanlarda) işler öyle yürümüyor tabii. en amerikan filmimsi örnek olarak gece yastığımıza başımızı koyduğumuzda bugün ne hata yaptım, günahım neydi tarzında bi sorgu-sual ederiz, tamam zamanlama saçma biz gün içerisinde bi hata işlediğimizde direkt vicdan devreye girer ve kemirir, yer ve bitirir. burada devreye girer "kendimi savunurken en çok hançerleyen" şarkı sözleri. bi dönem deneriz (deriz di mi)"tamam lan, ben de unutucam (unutmak mı bu unutmuşu oynamak mı?) iç barış(!) ilan ediyorum, seferberlik sona erdi" nutuklarını ama olmaz, bu dünyada olmasa ahirette hesaba çekiliriz, oranın varlığını bilip de bu dünyada silah bırakmak kolay olmuyor. "ama" işin aması var. ben adil Değilim Rabbim, senin ordaki hesabın adaletli olacak da ben burada kendime hiç adil davranmıyorum, ille işin bokunu çıkarmalar, yeter ki burnum sürtsünler. kendime olan saygımı yitireli çok oldu da Rabbim artık şu saatten sonra bari beni bana bırakma lütfen.
laneti olası amerikan sineması yüzünden günah çıkarmaya özenip döndüm bu bloga tekrar, tumblr fazla revaçta. kaçış blogger'a halbuki Allah'a değil miydi? dua neyimize yetmiyordu. ama ilk sormak gerekiyor duaya eller kalkıyor mu? kendime savunmamı yapamazken Allah'a ne diyeceğim ki? (bu mantığa kızanlar var, kızılmalı da sonuçta bana şah damarımdan yakınsa benden önce o gelmeli de uygulamadaki sıkıntı adil olmamamdan kaynaklanıyor)
bir de ben böyle düşündüğüm son günlerde bi fikir insanını ziyaret ettiğimde söze selamla başladı ve islamla aynı kökten geldiğini barış demek olduğunu söyledi ve ekledi kişi ilk kendiyle barışık olacak, ardından Rabbiyle... de ilkbasamaktatakılıpkalmışgiller olarak ayaklarım/ellerim pek de işe yaramıyor.

5.01.2013

7/24

katilin dönmesi gibi olay mahalline
günahlar da dönüyor tövbe edildikleri yere
aynı delikten en az iki kez ısırıldım
Rabbim, Mümin ne büyük kelime!

ey kovmayan kapı! ey büyük mükerrer!
bu hicap kokuları hatırımdan geliyor
işte yine aynı yol, yine aynı adres
yanıldığım yerin biraz ötesinde
ezbere bildiğim dua, terk ettiğim mukaddes

seni eksik seviyorsam tamamlarsın değil mi?
senin affın yeniden başlamaya çilingir!
geceye az evvel dolunaydan inmişsin
korkmayayım değil mi, bu karanlık alengir!

bu kıyafet cümbüşünde ellerimi bırakma
aczimi aynama yapıştır, dursun
bu bana verdiğin kadarıyla sevda
aşk olup içimdeki zemheriyle kudursun

alper gencer

12.02.2011

rüya

riya anlatmayı sevmem. ama daha sevmediğim bişey varsa o da rüya dinlemek. türlü türlü olayları ayrıntılarına girerek dinlemekten hiç mi hiç zevk almıyorum. hatta şöyle ki "dün gece rüyamda..." diye başlayan cümleler canımı sıkmaya yetiyor. İşte benim gibi rüya dinlemeyi sevmeyen varsa okumasın bundan sonrasını zira çok kısa da olsa rüyamı anlatacağım.
Şimdi şöyleki Cem Adrian severiz, dinleriz. Genelde hayal kahvesi videoları nette bulunduğundan biz de açar o siyah beyaz görüntüleri izleriz. Ellerine her seferinde hayran oluruz falan. Sanırım dün sarı gelini söylediği videoyu yakından incelidiğimden rüyamda Cem adrian'ı gördüm ama siyah beyazdı rüyam. Şaka gibi hakikaten. tam imza için defter çıkarmaya çalışırken saat iki oluyor ve o artık haytranlarının yanından kalkıyor. Bu hayran kısmı önemli zira etrafında çok az kimse var. Bu arada alışveriş merkezindeyiz söylemiş miydim? (en uyuz kaptığım şeylerdendir rüya anlatırken önceden söylenmesi gereken şey "hee burara" diye hikayenin ortasında sudur etmesi). Ben yanına gidiyorum, bana "bitti" diyor. ben tam bozulacakken elini cebine atıyor ve şurdaki bordo şekere benzer bir şekeri bana veriyor. (camide çocuklara şeker dağıtan yaşlı amcalar gibi, kabul ediyorum) "babaannem vermişti" diyor. ben tabi ondan sonrasını tam hatırlamıyorum. şok etkisi mi yoksa rüya mı bitti hatırlamıyorum.
Bikaç ayrıntıyı atladım (bahsetmek istemiyorum) ama yaklaşık böyle bişeydi. Hee bir de rüyam siyah beyaz olabilir ama şekerin bordosu renkliydi. bu da Schinler'in Lİstesi'ndeki küçük kızın paltosu gibi. bunlar mı la libido?
buarada rüya görmemeyi hala istiyorum. Cem adrian'ı görmemek pahasına da olsa evet istiyorum. Artık "rüyamdaki işaretlerle güne üzgün başla"maktan yoruldum.

12.01.2011

havadan sudan, ordan burdan, ondan bundan

tumblr'da takıla takıla burayı unuttum. güya oraya sadece müzik, alıntı vb. şeyler için üye olmuştum ama her daim açık kaldığından mıdır nedir oraya canımın sıkıldığını falan falanı yazıyorum. tabii hassas bi kişilik olduğumdan kendimi bu bloga karşı sorumlu hissediyorum. Şimdi de gevelemeye kendimi zorluyorum.
Başlayacak olursak: tumblr'da o kadar takılmamın sebeplerinden biri, altlarda bulunduğundan pek görünmeyen sebep oluyor kendisi, sanıyorum ki takdir toplama isteği. Takip edenip 40 küsur, hee hepsi oluyor mu yazdığımı, hepsi beğeniyor mu hayır. çoğu postum 2 beğeniyorsa ama sanırım o iki beğeni de olsa hoşuma gidiyorl. bu kıçıkırık acizliğimin içine etmek istiyorum. tabii tespitim doğruysa. zira kendime itiraf etmediğim çok şey var. değil dilime, kalbime, aklıma bile sızmasını istemediğim gerçeklerim var. Bu blogu tabi ki tumblr'a tercih ederim. okunmamak üzere yazdığım yazılar daha benden çünkü, ama şekilde tumblr'da aktifim. Yalnızlığı severim ama kimsesizliğe gelememgillerdenim. bu sebeple herhalde biraz orada takılmam. Neyse bu eğer internetin sanal kişiliklerini kimse yerine koyup onlara bağlanan biriysem ergenlikten çıkmamış kişilik bozukluğuna sahip olabilirim.

Bu arada yazarken farkettim, Dün Kasım'ı uğurladık ve ben blogcuğumun ilk seneyi devriyesini kaçırdım. Üzülmeye gerek yok. tıpkı nice atif yıllara gibi uyduruk dileklerde bulunmaya gerek olmadığı gibi.

Şimdii bahsetmeden geçmeyeyim dediğim mevzu var ki o da telefonumun ekran kartının bozulması. 2 yıl evvelki bozulmasının ardından tamirden içindeki tüm bilgiler silinmiş olarak gelmişti. bu sefer de öyle olursa çok dokunur zira sevdiğim şarkıların listeleri, izleyeceğim filmler, alacağım kitaplar ve en önemlisi okuduğum kitaplardaki beğendiğim alıntıların  hepsi gider ve tabi numaralar ve silmeye kıyamadığım mesajlar da dahil. Babam bugün getirecek telimi, silinmemişler dedi ama ben görmeden inanamayacağım.

Bi kaç gündür nil'in şu şarkısını dinle dinle dururken dün gece rüyamda o kadar ilginç şeyler gördüm ki, bu mu lan libido? diyorum. Hayvan görmek istemiyorum şuan. garip garip olaylar, itksinç hayvanlar. Freud lütfen "bazen hayvan sadece hayvan" demiş olsun ve ben o yazıyı okuyayım. "Sabahlarım bazen günlerce rüyalarıma gelme" diye şarkılar söyleyenlere soruyorum; sabahlamak çözüm oluyor mu? oluyorsa denerim ciddi anlamda. Gerçi ben hiç bi şekilde rüya görmek istemiyorum. Bi rüya emici olmalı şu kalabalık dünyada.

Bugünlük yetsin ileride emrah serbes, erken kaybedenler, tüyap vs konuları yazacağım. diyeyim de ne yazacağımı unutunca şifa gibi gelsin

11.11.2011

gecikmiş yazılar,geçmiş bayram...


Bu resmi paylaşmasam ayıp olurdu çok beğendim çünkü.
Aslında Baklavamızın Fotoğraflarını çekmiştim de
göz hakkı kalmasın diye yayınlamıyorum.
Cemi cümlemizin geçmiş bayramı mübarek olsun.

***

Şimdiiii aslında o kadar çok şey yazmak için sebepler doğru ki;
art arda gelen şehit haberleri, Van depremi, N.Ç. davası ve şimdi yeniden Van depremi.
"Herşeyin sonunda düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliğini hatırlayacağız"
sözünden ötürü bu suskunluk canımı çok sıkmaya başladı. Yani aslında o kadar denilecek laf var ki
ama hiçbirine elimin gitmemesi benim ayıbım kabul ediyorum.
[tükürün suratıma ateşim düşsün]
Van'daki kardeşlerimize gerekli yardımı yapabildikten sonra elimden tek gelen dua etmek.

***

Geçende Mango'da satıcı kızı bi an amy'e benzettim
içimde çook kısa bir an öyle bir sevinç hissettim ki
amy'nin ölmediğini sandım sanırım bi an.
Öyle amy fanı da değilim,
ama öldükten sonra badem gözlerini keşfettim
acıyorum demekle yetineyim.
Ama o kısa sevinç anı bile yetti.

***

hande yener'in sanırım yeni albümü çıktı ki radyolarda şarkıları dönüyor.
havaalanı, teşekkürler, üç kişi beş kişili bi şarkıları sebebiyle albümü
değerlendirme hakkını kendimde görüyorum.
Hande'ye neler oluyor yaa?
sinan akçil misin nesin bırak kadının yakasını,
hadiseyi süründürdüğün
üstüne bir de -13 yaş kitle sebebiyle her yerde bangır bangır uyduruk şarkılarını dinlettirdiğin
yetti be.
Ya bu kadın romeo, hipnoz şarkılarını seslendirmiş kadın
nasıl bu kadar düştü bi anlayabilsem.
"patlasın o pasta bebek suratına" şu herifinde piyasadan kaybolsun.
ha ha'dan öteye gidemez yoksa hande.

***
hatırlatmak isterim sıla'nın "sağ elimi solumla avuttum" sözünden evvel bizim
nazan'ımız "bir yanım ötekini oyaladı" demişti.

***
Yazı çok karışık oldu farkındayım, ciddi olaylar magazinlerle karışıp
tam bir akşam haberlerine döndüm biliyorum ama 26 adamı bir araya getiren
o sebebi anlayamadığım için Rabbime şükrü borç bildiğimi de eklemeden geçemiyorum.
Bunlar nasıl müslüman diye geçiniyorlar.
Peygamber "benim ümmetim hata üzerine ittifak etmez" diyor.
bu yirmi altı herif nasıl oluyor da böyle bir pislikte ittifaktalar.
Hadi müslümanlığı geçelim (!)
hangi insanlığa sığıyor bu ya.
Daha 13 Yaşında bi çocuk için böyle bir şeyi
26 kişi birden düşünüp, uygulamaya kalkışıyorlar.
insanlık nereye gidiyor anlaşılmıyor.

***
artık "görmesin gözüm haram olanı"